İş Hukuku

İş Kazası Geçiren İşçinin İzlemesi Gereken Yollar

Av. Burak Kuru
4 dakika okuma
📰

İş kazaları, yalnızca işçinin bedensel veya ruhsal bütünlüğünü değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal geleceğini de doğrudan etkileyen ciddi sonuçlar doğurur. Bu nedenle iş kazası sonrasında hangi adımların atılması gerektiği, hangi kurumlara başvurulacağı ve işverenin hangi hallerde hukuki ve cezai sorumlulukla karşılaşacağı büyük önem taşımaktadır. Bu makalede, iş kazası geçiren işçinin kazanın hemen ardından izlemesi gereken hukuki yol, Sosyal Güvenlik Kurumu süreci, işverenin iş sağlığı ve güvenliği kapsamındaki yükümlülükleri ile maddi, manevi ve pasif dönem gelir kaybına ilişkin tazminat hakları Yargıtay içtihatları ışığında ele alınmaktadır.

İş Kazası Geçiren İşçinin İzlemesi Gereken Hukuki Yol

 

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa göre iş kazası: "İşyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olay" olarak ifade edilmektedir.

 

Kazanın Ardından Yapılması Gerekenler

 

İş kazası geçiren bir işçinin izlemesi gereken yol hem hak kayıplarının önüne geçmek hem de sosyal güvenlik sürecinin işlemesi açısından önemlidir.

 

İşyerinde iş kazası geçiren işçi öncelikli olarak kazanın hemen ardından derhal sağlık kuruluşuna başvurmalı, acil müdahale gerekiyorsa 112 aranmalıdır. Sağlık raporları ilerideki süreç için delil niteliği taşıyacaktır. Bunun ardından, İşçi, işverene kazayı derhal haber vermelidir.

İşverenin, kazayı 3 iş günü içinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) bildirme yükümlülüğü vardır. İşveren ayrıca iş kazasını iş sağlığı ve güvenliği birimine ve gerekiyorsa Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na raporlamak zorundadır.

SGK süreci kapsamında işçi, geçici iş göremezlik raporu alması halinde ödenek hakkına kavuşur, kalıcı bir sakatlık söz konusu olduğunda ise sürekli iş göremezlik geliri bağlanabilir. Kazada işverenin kusurunun bulunması halinde işçi, iş mahkemesinde tazminat davası açarak maddi ve manevi zararlarının karşılanmasını talep edebilir; tedavi masrafları, gelir kaybı ve çalışma gücü kaybı maddi tazminat kapsamında değerlendirilebilirken, yaşadığı elem ve ıstırap için manevi tazminat istenebilir. Ayrıca iş kazasının, işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini ihmal etmesinden kaynaklanması durumunda ceza hukuku açısından da sorumluluk doğar ve savcılık nezdinde suç duyurusunda bulunulabilir.

İşverenin İş Kazasından Doğan Sorumluluğu

İşverenin 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda genel manada sorumluluğu şu şekilde düzenlenmiştir;

“MADDE 4 - (1) İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;

           a) Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.”

“MADDE 77- (1) İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak… ile yükümlüdürler”

Davalı işveren, kanun ve yasal mevzuat uyarınca en geniş manada sorumlu olarak kabul edilmiştir. Yine emsal Yargıtay kararlarına göre;

 

"...Alınması gereken tedbirlerin sınırı, hakkaniyete göre belirlenebilen makul bir düzey değil; aklın, ilmin, fen ve tekniğin mümkün kıldığı her türlü korumadır. Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı, işverenlerin önlem alma ödevini etkilemez. Bu önlemler konusunda işveren iş yerini yeni açması sebebiyle tecrübesizliğini, bilimsel ve teknik gelişmeler yönünden bilgisizliğini, ekonomik durumunun zayıflığını, benzer iş yerlerinde başka iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını savunarak sorumluluktan kurtulamaz..."

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 24.03.2016 tarih, 2016/4174 E. ve 2016/5185 K. sayılı ilamı.

 

"...Böylelikle işverenler, işçilerin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştıkları takdirde iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin gerekmeyeceği düşüncesiyle bu tedbirleri almaktan kaçınamazlar..."

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 16.02.2015 tarih, 2014/23286 E. ve 2015/2550 K. sayılı ilamı.

 

İş Kazası Geçiren İşçinin Pasif Gelir Kaybı

Bununla beraber iş kazası geçiren işçinin pasif gelir(yaşlılık aylığı) kaybını talebi de mümkündür. Geçirdiği kaza sebebiyle işgücü kaybına uğrayan işçi, yaşlılık aylığını daha fazla çaba harcayarak elde edeceğinden, yaşlılık aylığını alacağı pasif dönemin de hesaplamada gözetilmesi gerekir. Aşağıda atıf yapmış olduğumuz Yargıtay kararlarında da belirtildiği gibi;

"...İşçinin, iş görebilme çağı sonrası pasif devrede de zarara uğrayacağı, yaşlılık aylığıyla karşılanmayan bakiye bir zararının bulunduğu kabul edilerek, pasif dönem zararının da hesaplanması gerekir.

Vücut bütünlüğü ihlali, bazı hallerde çalışma gücüne olumsuz etkide bulunmaktadır. Çalışma gücü kaybı olarak ifade edilen bu etki, işgücünün gelir getirici şekilde kullanımının tamamen yok olması yada azalması niteliğinde olup, işgücü kaybı yada azalmasından kaynaklanan ekonomik sonuçlar, zararı oluşturmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu’nca sağlanan sigorta yardımları, kimi durumlarda işçinin uğradığı zararı tümüyle karşılamaktan uzaktır. Bunun nedeni, sigorta yardımlarının, iş kazasının ortaya çıkardığı zarar dikkate alınarak değil, aktüeryal dengeler de gözetilerek, yasaların öngördüğü sınırlar uyarınca belirlenmiş olmasıdır.

Belirtilen nedenlerle, davacı işçinin, iş görebilme çağı sonrası olarak da ifade edilen pasif devrede de zarara uğrayacağı, yaşlılık aylığıyla karşılanmayan bakiye bir zararının bulunduğu kabul edilerek; ileride yaşlılık aylığına hak kazanma olasılığı üzerinde durulmadan, pasif dönem zarar hesabının yaptırılması gerekmektedir..."

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu. 07.03.2007, E. 2007/21-112 – K. 2007/114 Sayılı İlamı

Sonuç olarak; iş kazası geçiren işçi, işverenin kusuru oranında maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Maddi tazminat, işçinin sürekli iş göremezlik oranı ve uğradığı gelir kaybı gibi gibi somut kalemler üzerinden belirlenirken; manevi tazminatın belirlenmesinde, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları doğrultusunda hem mağdurun tatminini sağlayan hem de işveren nezdinde caydırıcılık oluşturan bir denge gözetilmektedir.

İşverenin İSG önlemlerini alma yükümlülüğünün ihlal edildiğinin ispatı ise, büyük ölçüde mahkemeler tarafından görevlendirilen uzman bilirkişi heyetlerinin hazırladığı detaylı raporlara dayanmaktadır. Bu raporlar, işverenin alması gereken, aldığı ve almadığı önlemleri somut olarak ortaya koyarak kusur oranının adil bir şekilde tespit edilmesini sağlamaktadır.