Ceza Hukuku

Dolandırıcılık Suçu

Av. Burak Kuru
5 dakika okuma
📰

Dolandırıcılık suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 157 ve 158. maddelerinde düzenlenen; hileli davranışlarla mağdurun aldatılarak haksız menfaat sağlanmasıdır. Basit hâlinde 1–5 yıl hapis cezası öngörülürken, bilişim yoluyla veya kamu kurumları zararına işlenmesi hâlinde ceza ağırlaştırılır. Bu makalede Yargıtay kararları ışığında suça ilişkin genel tanımlar ve bazı cezayı artırıcı ve azaltıcı hallere ilişkin bilgilere yer verilmiştir.

DOLANDIRICILIK SUÇU

 

Dolandırıcılık suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesine göre “hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak” suretiyle gerçekleşir. Bu temel (basit) hâlde hükmolunacak ceza, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezasıdır. Dolandırıcılık suçunun oluşumu için dört temel unsur aranmaktadır. Bunlar;

 

•         Failin hileli davranışlarda bulunması,

•         Bu davranışların mağduru aldatabilecek nitelikte olması, (Aldatıcılık Kabiliyeti)

•         Mağdurun veya başkasının zararına bir sonuç doğması,

•         Failin kendisine veya başkasına haksız bir yarar sağlaması.

 

Olarak sıralanmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, hileye ilişkin aşağıda atıf yaptığımız tanımı yapmıştır. Ceza Genel Kurulu’na göre hile, mağdurun iradesini sakatlayan ve doğruyu araştırma imkanını ortadan kaldıran ustaca sergilenmiş eylemler bütünüdür. Bu durum, bir kararda şöyle ifade edilmiştir:

                                                       

"Hile, 'nitelikli bir yalandır' ve 'belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.'"

(Yargıtay-Ceza Genel Kurulu-2012/1353)


Dolandırıcılık Suçunun Cezası

 

•         Basit Dolandırıcılık (TCK m. 157): Suçun temel şeklinin cezası, "bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası" olarak belirtilmiştir.

 

•         Nitelikli Dolandırıcılık (TCK m. 158): Cezayı artıran nitelikli hallerin varlığı durumunda ceza önemli ölçüde ağırlaşmaktadır. Yasal değişiklikler sonrası güncel ceza miktarı "üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası" olarak tespit edilmiştir (Yargıtay-CGK-2017/31, AYM-2022/100).

 

•         Daha Ağır Nitelikli Haller: TCK'nın 158. maddesinin (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan (örneğin kamu kurumları zararına, bilişim sistemleri kullanılarak veya kişinin kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması suretiyle işlenen) hallerde ceza daha da ağırlaştırılmıştır. Bu durumlarda "hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz." (AYM-2022/100, Yargıtay-CGK-2022/628).

 

 

 

Cezayı Artırıcı Nitelikli Haller (TCK m. 158)

 

Yargı kararlarında TCK'nın 158. maddesinde düzenlenen ve cezayı artıran çok sayıda nitelikli hale değinilmiştir. Bunlardan başlıcaları aşağıda sayılmıştır:

 

•         Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi (m. 158/1-a).

•         Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanılması (m. 158/1-b).

•         Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak işlenmesi (m. 158/1-e).

•         Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması (m. 158/1-f).

•         Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanılması (m. 158/1-g).

•         Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında işlenmesi (m. 158/1-h).

•         Serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı duyulan güvenin kötüye kullanılması (m. 158/1-i).

•         Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması (m. 158/1-l).

Bunlara ek olarak, TCK'nın 158. maddesinin 3. fıkrası uyarınca suçun "üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır." 

 

Cezayı Azaltıcı ve Cezasızlık Halleri

 

Mevzuat ve kararlarda dolandırıcılık suçuna özgü veya genel hükümler kapsamında uygulanabilen çeşitli cezayı azaltıcı haller belirtilmiştir:

 

•         Etkin Pişmanlık (TCK m. 168): En sık atıf yapılan azaltıcı nedendir. Mağdurun zararının tamamen giderilmesi halinde uygulanır. Kararlarda belirtildiği üzere, zararın kovuşturma başlamadan önce giderilmesi durumunda cezanın üçte ikisine kadarı, kovuşturma başladıktan sonra hüküm verilmeden önce giderilmesi durumunda ise yarısına kadarı indirilir (Yargıtay-CGK-2015/309, Yargıtay-2. CD-2019/13882).

 

•         Teşebbüs (TCK m. 35): Suçun failin elinde olmayan nedenlerle tamamlanamaması halinde teşebbüs hükümleri uygulanır ve cezada dörtte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır (AYM-21/9/2022, Yargıtay-23. CD-2016/5259).

 

•         Şahsi Cezasızlık Sebebi ve İndirim Nedeni (TCK m. 167): Suçun belirli derecedeki akrabalar arasında işlenmesi halinde, faile ceza verilmemesini veya cezada indirim yapılmasını öngören özel bir hükümdür. Ancak bir Yargıtay kararında, "zarara uğrayanın tüzel kişi olduğu hâllerde, TCK'nun 167. maddesi kapsamında bir akrabalık ilişkisinden söz edilemeyeceği" belirtilerek bu hükmün uygulama alanı sınırlandırılmıştır (Yargıtay-CGK-2016/753).

 

•         Hukuki Bir Alacağın Tahsili Amacıyla Dolandırıcılık (TCK m. 159): Kanunda, dolandırıcılık fiilinin “bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla” işlenmesi hâlini daha az cezayı gerektiren hâl olarak düzenlemiştir. Bu durumda suçun takibi şikâyete bağlıdır ve verilecek ceza aralığı da suçun basit halinden daha düşük olarak altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası şeklinde öngörülmüştür.

 

•         Takdiri İndirim Nedenleri (TCK m. 62): Failin yargılama sürecindeki tutum ve davranışları, sosyal ilişkileri veya cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri gibi nedenlerle hâkimin takdirine bağlı olarak cezada genellikle 1/6 oranında indirim yapılmasını sağlayan genel bir hüküm olup yargılamanın birçok aşamasında uygulanmıştır.

 

•         Uzlaştırma (CMK m. 253): 6763 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle TCK'nın 157. maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunun uzlaştırma kapsamına alınmasıdır. Bu durum, nitelikli hallerin oluşmadığı durumlarda, tarafların anlaşmasıyla soruşturma veya kovuşturmanın sona ermesini sağlayabilen ve sanığın hukuki durumunu doğrudan etkileyen önemli bir mekanizmadır (Yargıtay-2. CD-2019/13882, Yargıtay-17. CD-2017/14611)

 

Sonuç olarak; Dolandırıcılık, malvarlığına karşı işlenen suçlar arasında toplumsal güveni en çok sarsan fiillerden biridir. Suçun oluşması için hileli davranışın mağdurun iradesini gerçekten sakatlamış olması, haksız yararın ekonomik değer taşıması ve failin kastının bulunması şarttır. Nitelikli hallerde ceza oldukça ağırlaştırılmış olup, özellikle banka ve bilişim sistemleri yoluyla işlenen fiiller günümüzde en çok rastlanan örneklerdir.